Akdeniz Üniversitesi’nde Mezuniyet Coşkusu

Akdeniz Üniversitesi 2021-2022 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni Akdeniz Üniversitesi Stadyumu’nda gerçekleşti. Mezuniyet töreninde yaklaşık 10 bin öğrenci mezun oldu.

Akdeniz Üniversitesi Stadyumu’nda düzenlenen törene Vali Yardımcısı Yalçın Sezgin, Antalya Milletvekilleri Mustafa Köse, Tuğba Vural Çokal, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Prof. Dr. İbrahim Diler, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Murat Turhan, Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Cengiz Toker, Antalya İl Emniyet Müdürü Mehmet Murat Ulucan, Antalya İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Yavuz Özfidan, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Orhan Özdemir, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Gürbüz, fakülte dekanları, meslek yüksek okulu müdürleri, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.

Akdeniz Üniversitesi Türkiye’de Bir Marka Olmuştur”

Akdeniz Üniversitesi’nin 40. yılını kutlayan Antalya Vali Yardımcısı Yalçın Sezgin, “Yüksek eğitim kurumlarımızın en önemli kurumlarından olan Akdeniz Üniversitesi eğitimde ve bilimde öncü, araştırma ve geliştirme odaklı, girişimci ve bilimsel yönüyle evrensel düzeyde eğitim öğretim ve bilimsel üretim yapan kaliteye önem veren ülkemizin en önemli kurumlarından biridir. Akdeniz Üniversitesi Türkiye’de bir marka olmuştur” dedi. Mezun olan öğrencileri tebrik eden Vali Sezgin, anne babalara da evlatlarına verdikleri emekten dolayı teşekkür etti.

Yaşamınızın Her Anında Akdenizli Olma Ruhu Yanınızda Olsun”

Pandeminin ardından gerçekleştirilen ilk genel mezuniyet töreni olduğunu söyleyen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bu yıl 40’ıncı yılımızı kutluyoruz. 40 yıldır emek emek büyüttüğümüz bu çınarın gölgesinden çok değerli akademisyenler geçti, çok başarılı öğrenciler yetişti. Bugün de 10 bin öğrencimizi mezun etmenin gururunu yaşıyoruz. Akdeniz Üniversitesi’nden mezun olmak sadece bir belgeye sahip olmak değildir, üyelerini çok önemseyen bir topluluğa dahil olmaktır. Biz Akdeniz Üniversitesi olarak hocalarımız, öğrencilerimiz ve mezunlarımızla 180 bin kişilik büyük bir aileyiz. Yaşamınız boyunca bu ailenin bir parçası olduğunuzu asla unutmayın. Yaşamınızın her anında Akdenizli olma ruhu yanınızda olsun.” ifadelerini kullandı.

Evlilik Teklifi Sürprizi

Kemer Denizcilik Fakültesi birincisi Gülce Güçlü ve uluslararası öğrencileri temsilen konuşan Mühendislik Fakültesi Elektrik/Elektronik Bölümü mezunu Begüm Kudainazarova, aldıkları eğitim nedeniyle Akdeniz Üniversitesi öğretim üyelerine teşekkür ederek mezun olan öğrencilere yeni hayatlarında başarılar dilediler. Törenin sürprizi ise Su Ürünleri Fakültesi’nde yaşandı. Fakültesini birincilikle bitirerek törende yaş kütüğe plaket çakan Gamze Yapıcı’ya, tam bu sırada okul arkadaşı Mehmet Şimşir diz çökerek evlilik teklifi yaptı. Büyük heyecan yaşayan ve göz yaşlarını tutamayan Gamze Yapıcı, sürpriz teklife ‘evet’ dedi. Genç çifti ilk kutlayan isim ise diplomalarını teslim eden Prof. Dr. Murat Turhan oldu. Tören DJ Cenk Bayrak’ın performansı ile sona erdi. Mezuniyet sevinci yaşayan gençler bu mutluluklarını dans ederek kutladı.

Haber: Yaşar Soylu

Akdeniz İletişim Öğrencileri Dönemi Ödüllerle Kapattı

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri Erdem Öztük, Berkay Diyaroğlu, Ahmet Tuğran Urgancı ve Sena Ay, Kredi Kayıt Bürosu’nun düzenlediği “Hayal Edin Gerçekleştirelim” yarışmasından ödülle döndü.

2 Ödül Birden

Erdem Öztürk, Berkay Diyaroğlu ve Ahmet Tuğran Urgancı “A’R’tıklar Faydaya” projeleriyle Jüri Özel Ödülü’ne, Sena Ay ise “Yenilenebilir Ekmek” projesiyle Findeks Özel Ödülü’ne layık görüldü.

Haber: Yaşar Soylu

Rahim Ağzı Kanserinin Çözümü Erkeklerin de Aşılanmasından Geçiyor

Toplumda rahim ağzı kanseri adıyla yaygın olan hastalığa sebep olan HPV, cinsel ilişki sırasında erkeklerden kadınlara bulaştığı gibi kadınlardan da erkeklere bulaşıp kansere sebep olabiliyor. Hastalıktan karşılıklı korunma içinse öncelikli çözümün yalnızca kadınlarda değil erkeklerde de aşılanma olduğu söyleniyor.

Kadınlarda rahime açılan bölgede görülen rahim ağzı kanserine HPV virüsü sebep oluyor. Dünya genelinde meme kanserinden sonra ikinci sıklıkta görülen rahim ağzı kanseri için yıllardır çalışmalar sürüyor. Hastalığın erken tespitiyle başlayan tedaviyle risk oranı en aza düşürülüyor. Fazla yaygın olarak bilinmeyen HPV kadınlar kadar erkekler için de büyük tehdit unsuru oluyor.

Hastalığa yakalanma riskini azaltmanın öncelikli yolu ise erken yaşta aşılanma olarak kabul ediliyor.

“Siğillere sebep olduğu gibi hiçbir belirti de göstermeyebilir”

HPV’nin dünya ve Türkiye genelinde yeni tanınan bir virüs olduğunu dile getiren Türk Tabipler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Figen Yıldırım “Bu virüs genelde vücutta siğillere sebep oluyor bazense hiçbir belirti göstermiyor, smear testinde çıkıyor” diye konuştu.

Tek taraflı aşılanma korunma için yeterli değil

Hastalığın erkeklerde de görüldüğüne değinen Yıldırım, Bu virüsün erkeklerde penis kanserine sebep olabildiğini, penis kanserine yol açtığı gibi anal ve oral bölgelerde de virüse bağlı kanserin görülebildiğini aktardı.

Yıldırım, “Erkeklerin de HPV’den korunmak için aşı olmaları gerekiyor. Aşı zaten tek başına hastalıktan korumuyor çünkü bu virüsün 150 türü var aslında. Bu hastalığa karşı üretilen üç aşı var. Biri hastalığın iki varyantını, biri dört varyantını biri ise dokuz varyantını içeriyor. Dokuz varyantı içeren aşı Türkiye’de yok ancak dört varyantı içeren aşı ülkemizde uygulanıyor. Fakat aşı da virüse karşı yüzde 90 koruma sağlıyor. Yani sadece aşı bile virüse yakalanma ihtimalini kesinlikle yok etmiyorken partnerlerin tek taraflı aşılanması da riski arttırır. Bu yüzden erkeklerin de hem kendilerini hem partnerlerini korumaları amacıyla aşıyı olmaları gerekir” diye konuştu.

“Cinsel Yolla Bulaşan Bütün Hastalıkların En Önemli Faktörü Tek Eşlilik”

Hastalığın görülme oranının cinsellikle tanışma yaşına göre değişebileceğini söyleyen Doç. Dr. Yıldırım sözlerine, “Cinsel yolla bulaşan bütün hastalıkların en önemli faktörü tek eşlilik. Tabii karşıdakinin de tek eşli olması gerekiyor. Ama bunun Türkiye’de, özellikle genç nüfusta, mümkün olma ihtimali çok düşük. İkinci yolu aşılanmak, üçüncü yoluysa ilişkinin başından sonuna kadar prezervatif kullanmak. O zaman ancak cinsel yolla bulaşan hastalıklardan kurtulabiliriz ki bir tanesinin olması karşılığında diğerlerinin olma olasılığı çok yüksek. Mesela frengi dediğimiz bir hastalık var. Bu hastalığı geçiren insanlarda AIDS mikrobunun olma olasılığı çok yüksek ya da HPV geçiren insanlarda AIDS mikrobu olma olasılığı yüksek. Bu kişilerin taranması gerekiyor” ifadeleriyle devam etti.

‘’Virüsü Erkek arkadaşımdan kaptım’’

HPV kaynaklı rahim ağzı kanserini atlatan I. E. ise siğilleri fark ettikten sonra hastaneye gittiğini söylerken “Siğillerim için yakma işlemi uygulandıktan sonra yapılan testte kanser olduğumu öğrendim” ifadelerini de sözlerine ekledi.

I.E kendi sürecini “Tek eşli bir ilişki yaşadığımı zannederken aslında erkek arkadaşım başka ilişkiler içerisindeymiş. Bu sebeple bu virüsü bana taşıdı ve hastalık sürecimde test sonucum negatife dönene kadar cinsellik yasak olduğu için bu süreçte beni terk etti” diyerek anlattı.

“Erkek Arkadaşım Aşı Olmadı”

Hastalığını öğrendikten sonra erkek arkadaşına bu durumu iletmesine karşın erkek arkadaşının aşı olmadığını belirten I.E, ‘’Türkiye’de maalesef bu sistem kadınlar üzerinden işliyor. Oysa bana bu virüsü taşıyan kişi bir erkek. Dolayısıyla bu aşıyı kadınlar kadar erkeklerin de olması şart’’ dedi.

Aşılar Devlet Tarafından Karşılanmıyor

Smear testinde pozitif çıktıktan hemen sonra ilk doz aşısını olduğunu ileten I.E ‘’Tek doza 690 TL verdim. 3 dozluk bir aşı bu. Ameliyatlarımla birlikte toplamda 15.000 TL kadar para harcadım. Aşıları devletin karşılamaması çok üzücü’’ dedi.

“Psikolojik Destek Alınması Gerekiyor”

Hastaların tedavi sürecinde psikolojik destek almaları gerektiği konusunda fikirlerini ileten Psikolog. İnci Turan da “Çoğu insan daha kanser adını duyduğunda bile endişe duymaya başlıyor. Bazıları ise bunu saklamayı tercih ediyor. Bu durumda hastaların sosyal yaşamları, iş hayatları ve arkadaş ilişkileri sekteye uğruyor. Bununla birlikte içe kapanma, anksiyete ve depresyon riskleri artıyor. Bunların üstesinden gelmeleri için de profesyonel bir destek almaları çok önemli” olduğunu söyledi.

Haber: H. Gülperi Tibin ve Hüseyin Üstünol

Antalya Cazla Daha Güzel

Akdeniz’in ve Beydağları’nın eşsiz manzarası eşliğinde başlayan Akra Caz Festivali dünyaca ünlü isimleri Antalyalılarla buluşturmayı sürdürüyor. Modern ve klasik cazın yanı sıra caz müziğini funk, rock, latin, soul ve elektronik tarzla harmanlayan performansların sunulacağı festival 18 Haziran’a kadar sürecek.

3 Haziran’da dünyaca ünlü saksafon sanatçısı Igor Butman’ın konseriyle başlayan, Fransız soul divası Imany ile devam eden Festivalde 8 Haziran günü Afrika köklerini Londra ilhamıyla buluşturan Kokoroko sahne alırken, öncesinde caz, funk ve fusion odaklı parçalarında hem modern müziğe hem de nostaljik izlere yer veren “Deli Bakkal” sanatseverlerle buluşacak.

Festivalin bir diğer konuğu ise soul müziğin yetenekli sesi China Moses. Henüz 16 yaşındayken ilk teklisi “Time”ı çıkaran, yorumladığı efsanevi caz ve blues şarkıları ile tüm dikkatleri üzerine toplayan China Moses 10 Haziran’da izleyicilerle buluşacak.

Saksafon ve flamenko vokalini tek vücutta buluşturan ve caz ile flamenko arasında olağanüstü bir köprü kurmayı başaran Antonio Lizana, flamenko dansçıları ve şarkıcılarından oluşan Flamenco Ensemble ile 11 Haziran’da festival sahnesinde olacak.

Genç Yetenekler de Sahnede

Akra Caz Festivali, genç müzisyenleri ve toplulukları desteklemek amacıyla bu yıl festivale bir yenilik ekledi. Genç Caz+ yarışmasına katılan ve sahne alan grupların yanı sıra Antalya’dan da bir grup 14 Haziran’da gerçekleşecek “Akra Genç Caz” gecesinde sahne alacak. Bu kapsamda August, Kick The Switch, Afroloji ve Onat Murat Trio sahne alacak.

Kamança üstadı Mark Eliyahu, 16 Haziran’da festival sahnesinde yer alacak. Mark Eliyahu konseri öncesi Esra Kayıkçı Band izleyici karşısında olacak.

Festival, 17-18 Haziran tarihlerinde dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say’ın iki konseriyle son bulacak. Sanatçının; Fikret Otyam, Ahmet Say, Yaşar Kemal, Yıldız Kenter, Türkan Saylan, Nejat Eczacıbaşı, Şarık Tara ve Tarık Akan gibi alanında derin izler bırakmış ustalar için bestelediği ve “Portreler” ismini verdiği yeni projesinin dünya prömiyerinin de gerçekleşeceği konserlerde Fazıl Say’a usta müzisyen Bülent Evcil (flüt) eşlik edecek.

Haber: AKİL Haber Ajansı

Antalyaspor Tribünlerinin Sevilen İsmi Amigo Miloş

2022 Dünya Kupası için FIFA’dan Katar’a özel davet alan, uzun yıllar Antalyaspor tribünlerinde bulunan, Antalyaspor ve Türk Milli Takımı amigosu Recep Güler (Miloş) ile AKİL Haber Ajansı olarak keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

AKİL: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz, Recep Güler kimdir?

R.G: Recep Güler namı diğer Amigo Miloş. 12.03.1953 Antalya doğumluyum, Baba mesleği olarak sebze halinde 42 sene komisyonculuk yaptım. Antalya, Atamızın dediği gibi “Şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel şehridir.” Benim için Antalya 7 harfli aşktır. Hayatımda sadece futbol ve amigoluk yok, 18 yaşında Antalya ve İstanbul’da sanatçı olarak sahne aldım. Profesyonel olarak şantörlük yaptım. Futbol oynadım, şarkı söyledim. Sevilen bir delikanlıydım. Felsefe olarak hep şunu yapmışımdır: “Küçüğüme sevgi, büyüğüme saygı”. Küçüğüne sevgi gösterirsen saygı görürsün. Büyüğüne saygı gösterirsen sevgi görürsün. İnsanlarla iletişimimi bu şekilde kurdum ve mutluyum. Antalyalı olmak ayrıcalıktır çünkü dünyada turizmin merkezdir. Türkiye’de, Avrupa’da ve dünyada önce İstanbul sonra Antalya bilinir. Antalyalı olmaktan gururluyum.

AKİL: Amigo olmanızın sebebi nedir? Bu istek nasıl başladı?

R.G: Ben 16-17 yaşındayken sadece gazete vardı. Sinemalarda 5 dakika maçların görüntüleri verilirdi, sizin deyiminizle medya fakiriydik. O zamanlar Eskişehirspor amigosu Amigo Orhan vardı. Sahanın ortasına çıkıp elini kaldırdığında 20 bin kişinin nasıl ateşlendiğini merak ederdim. Ona özendim ve güzelliklerini yaşadım. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.

“Amigoluk benim için hayatımın en güzel anlarını yaşadığım dönemdir”

AKİL: Şüphesiz ki Antalyaspor’a gönülden bağlısınız. Peki Antalyaspor tutkunuz nasıl başladı, ilk ne zaman bu kulüple tanıştınız?

R.G: Antalya ile tanışmam 16 yaşında, yüzme takımında başladı. Daha sonra Antalyaspor paf takımında futbol oynamaya başladım. Yıllarca pafta oynadıkça, A takım maçlarını izlemeye giderdik arkadaşlarla. Bir gün Kocaeli maçıydı 4-1 yendiğimiz. 30-40 arkadaş, Lara’dan Atatürk Stadı’na maça geldik. Dışarıdayız, çıt yok. Ses duyulmuyor. Biz maratondan bestelerle marşlarla yukarı çıkarken herkes bir anda eşlik etmeye başladı. Ama görseniz, 15 bin kişi eşlik etti bize. Geçtik yerimize oturduk. Eski sessizlik geri geldi kimsede çıt yok. Yıl 1980, Doğan Neşşar var meşhur şarküterici. Miloş, abim dedi. Ne güzel stada girerken coşturdunuz. Antalya seni tanıyor, seviyor, göz önündesin. Çık şu duvara da amigoluk yap millete dedi. Neyse çıktım ben. Ellerimi bir açtım, 10 bin kişi bana bakıyor. Hayatımın en güzel anıydı. İnsanlar beni sevdi, ben bu olayı sevdim. 42 yıldır da devam ediyoruz. Deplasman anılarımız çok güzeldir. Amigoluk benim için hayatımın en güzel anlarını yaşadığım dönemdir. Çünkü on binlerce göz senin üzerinde. Güzel insanlarla beraber olmak, zengini, garibanı, genci, yaşlısıyla beraber olmak benim için bir onurdur. İlk şampiyonluğumuzu, 1981 yılında rahmetli Haşmet Tur başkanlığında yaşadık. Ve tüm şehir yaşadı. Balıkesir’de şampiyon olduk. Tüm şehir bizi dönüşte Kepez’de karşıladı. Hayat durmuştu. Bu anlar benim için, Antalya için güzel anlardı. Daha sonra yıllarca düştük, çıktık ama şu anda kalıcı olarak tribünde ağabey olarak destek veriyoruz amigoluk yapıyoruz. Zamanla yöneticilik de yaptım. Dernekte sekreterlik de yaptım. Keyif alıyoruz.

“Miloş aşağı Miloş yukarı adımız öyle kaldı”

AKİL: Miloş lakabını nerden aldınız?

R.G: Paf takımındayken Yugoslavya’dan gelen topçular akımı vardı. Bize gelen Miloş savunma ve Dabovic santrfor oynardı. Paf takımında savunmada oynardım. Beni ona benzetirlerdi. Miloş aşağı Miloş yukarı adımız öyle kaldı. Sahnelerde de Recep Güler değil Miloş olarak kaldı. Ama Recep Güler ismini çok severim. Bence dünyanın en güzel ismidir. Ayrıca Zeki Müren ve Coşkun Göğen gibi önemli isimlerle dostluğumuz oldu.. Sanatçı olarak Zeki Müren’den çok şey öğrendik. Dünyanın en güzel sesine sahip ve Türkçeyi en güzel konuşan kişisiyle arkadaş olmak benim için onurdur.

AKİL: Milli takımda amigoluk serüveniniz nasıl başladı?

R.G: İlk milli maçım 30 sene önceydi. Antalya’da hava sıcak olduğu için Finlandiya maçını burada oynattılar. 40 derece ateşle hastayım ama tribüne geldim. Milli takımı desteklemeye başladım. Antalya’ya dünya kentlerindeki takımların kamp yapmaya gelmesi, havasının, stadının güzel olması dolayısıyla birçok milli maç burada oynandı. Burada oynanan 13 maçta milli takımımızın amigoluğunu yaparak takımımıza büyük destek verdik. Milli maçlarda yaşanan güzellikler, kulüp maçlarından daha farklı. Tribüne bakınca aileler, gençler milli duyguyu bayraklarla; Ne Mutlu Türk’üm Diyene! diyerek, çok güzel yaşıyorlar. Türkiye diye yıkıyoruz ortalığı. Ve benim her gittiğim blokta insanların beni beklemesi, Miloş ağabey gelsin de tezahürat yapalım diye beklemesi çok güzel bir olay. Ben hayatım boyunca fotoğraf çekilmek isteyen kimseyi kırmadım. Finlandiya maçı bitti. Fotoğraf için yanıma gelen bir hanımefendi ve kızı beni tebrik etti. Recep Bey çok güzel coşturuyorsunuz ama bir hatanız var dedi. Ben hayrola duvarda yürürken elinize falan mı bastım acaba diye sordum. Kadın gülerek seni klonlamak lazım, her bloğa senden bir tane lazım dedi. Güzel bir anı olarak kaldı.

“Dünyanın dört bir yanında dostlarım var”

AKİL:2022 Dünya Kupası Katar’da oynanacak. Biz katılamadık ancak dünya amigoları için düzenlenen bir etkinlik vardı. Türkiye’yi temsil ettiniz. Katar’a ilk davet aldığınızda neler hissettiniz?

R.G: Milli maçlardaki amigoluğum sebebiyle burada son oynanan Gana milli maçında Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir yanına çağırdı, “Miloş nasılsın?” dedi. İyiyim, aşılarımı vuruldum, bomba gibiyim dedim. Sekreterine döndü; Miloş, Milli Amigo olarak Avrupa Kupası’nda Bakü’ye davetlimizdir dedi. TFF’den tescillendim. Bu benim için çok önemli bir durum. 1,5 ay önce falan kulüpten beni aradılar. Basın sorumlusu Murat Özgen, “Seni Katar’dan aradılar, Dünya Kupası için Katar’a davet ediyorlar, numaranı vereyim mi?” dedi. Ne duruyorsun ağabey versene dedim. FIFA görevlileriyle iletişime geçtik. Dünya Kupası’na katılan ülke amigolarını davet edip tanıtım için Katar’da altı gün misafir ettiler. Türkiye, İtalya, Kolombiya ve Güney Afrika katılmadığımız halde davet etmeleri büyük bir onurdu. İlk defa gerçekleşen bu organizasyonda ben de bulundum. 32 tane amigonun hepsi bana ‘father’ diyordu. Dost olduk ve artık dünyanın dört bir yanında dostlarım var. Bu benim verdiğim 45 senelik emeğin karşılığı.

“Yaşımız ilerlediği için yerimizi alacak kişiler çıkması lazım”

AKİL: Tribünler sizi seviyor ancak hiç amigoluğu bırakmayı, dinlenmeyi düşündünüz mü?

R.G: Hiç düşünmedim. Ali Dayı ve ben pazara kadar değil mezara kadar Antalyaspor’un amigosuyuz. Tribünde benim gördüğümü taraftar görmüyor. Gol olduğu zaman bir insana piyangodan 1 milyon para çıksa bu kadar sevinemez. Yanında daha önce hiç görmediği bir insana sarılıyor herkes. Takım gol yiyince de herkesin nasıl üzüldüğünü ben görüyorum. Duvarda olmak güzel. Ama 3-5 senedir bizim yerimizi dolduracak, idare edebilecek delikanlı arıyoruz. Seyirci kimseyi kabullenmiyor. Yaşımız ilerlediği için yerimizi alacak kişiler çıkması lazım. Biz de o kişilere destek vererek zamanı gelince bırakmayı bilmemiz lazım.

Söyleşi: Mehmet Uçar

Akdeniz Warriors’dan Geri Dönüş Zaferi

Türkiye Ragbi Lig Kupası maçında İzmir Zaferi ile karşı karşıya gelen Akdeniz Üniversitesi temsilcisi Akdeniz Warriors, son atakta aldığı sayılarla maçı 26-24 kazandı.

Akdeniz Warriors maçın son atağına çıkarken 24-20 gerideydi. Ancak alınan 4 sayı ve ardından yapılan ek sayı vuruşu 6 puan ve galibiyeti getirdi.

İlk Yarıda 8 Sayı Fark

Maçın ilk yarısı İzmir Zaferi’nin 18-10 üstünlüğüyle tamamlandı. Akdeniz Warriors’tan Emircan Eroğlu ve Engin Kepenek hakeme itirazları sebebiyle 10 dakika süreyle geçici atılma cezası aldı. Cezaya rağmen takım mücadeleyi bırakmayarak, maçı kazanmayı başardı.

Haber: Yağız Kengil

Antalya Moda Haftasında Akdenizli Öğrencilerin Tasarımları Sergilendi

Antalya Fashion Week’te Akdeniz Üniversitesi Moda Tasarımı Bölümü öğrencilerinin tasarladığı kıyafetler sergilendi. Akdenizli öğrencilere katılım ödülü verildi.

Bu yıl beşincisi düzenlenen Antalya Fashion Week’te Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda Tasarımı Bölümü öğrencilerinin tasarımları yer aldı. Hactan Bucke, Nilüfer Korkmaz, Pınar Kerimoğlu, Nurhan Çınar ve Serpil Dinç gibi isimlerin tasarımlarının da sergilendiği defilede öğrenciler moda haftası için altı tasarımdan oluşan bir koleksiyon hazırladı. Hazırladıkları koleksiyondan seçtikleri bir özel tasarım ile sergiye katılım sağladı. Gecede Akdeniz Üniversitesi Moda Tasarımı Bölümü öğrencilerinin tasarımları “Geleceğin Tasarımcıları” adıyla davetlilere sunuldu.

“İnsan ve Kedi Arasındaki Duygusal Bağdan Esinlendik”

Tasarımını yaparken insan ve kedi arasındaki duygusal bağdan esinlendiğini belirten Akdeniz Üniversitesi Moda Tasarımı üçüncü sınıf öğrencisi Hakan Kerem Yılmaz arkadaşlarının ve kendisinin tasarımlarının sergilenmesinden dolayı çok mutlu ve heyecanlı olduğunu ifade etti. Yılmaz, “Hepimiz tasarımlarımızda siyah-beyaz duck kumaş kullandık. Yenilikçi bir çerçeveden bakarak kıyafetleri hazırladık. Bu ölçütle yaklaşık iki hafta içinde tasarım ve dikim işlemleri gerçekleşti. Böylelikle bu geceye tasarımlarımız yetişti” dedi.

Gece sonunda öğrencilere sergideki tasarımlarından ve katkılarından dolayı plaket ve katılım heykelciği verildi.

Haber: Hüseyin Üstünol

İletişim Fakültesinde Gazeteci Buket Güler’i Ağırladı

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi, ekranların sevilen ismi Haber Global spikeri Buket Güler’i ağırladı.

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte Haber Global’ın sevilen spikeri Buket Güler öğrencilerle buluştu. Moderatörlüğünü Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ayşad Güdekli’nin yaptığı söyleşide genç iletişimcilere tecrübelerini aktaran Güler, “Karışık bir dönemde gazeteci olmaya karar verdim. İlk olarak, Hürriyet Dergi Grubu’nun Ankara’daki haber merkezinde muhabir olarak başladım. Daha sonra sırasıyla TRT Türk, Habertürk TV, CNN Türk, Olay TV’nin ardından Haber Global TV’ye geçtim” dedi.

Kitap Van Depreminin Ardından Çıktı

AKİL Haber Ajansı muhabirlerinden Emre Gürlemiş’in, gazetecilerin sosyal hayatlarıyla ilgili yönelttiği soruya Güler, “Sosyal hayatımı yaşamaya çalışıyorum. Gündüz kanalda program yapıyorsam ve akşam bir etkinlik varsa gün içinde dinlenmeye özen gösteriyorum ancak tatile de çıksam bir etkinliği de katılsam telefondan sürekli haber takibi yapıyorum” şeklinde yanıt verdi.

“Hiç Tanımadım Hiç Unutamadım” başlıklı kitabının yazım süreciyle ilgili yöneltilen soruya, kitabı Van depreminin ardından yazmaya karar verdiğini belirten Güler, “Van depreminde bölgedeydim ve yayın yapıyordum. Enkaz altında kalmış Yunus isimli bir çocuk vardı. Yunus’u enkaz altında gördükten ardından da vefat haberini aldıktan sonra kendimi çok kötü hissettim. Yazma ihtiyacı duydum. Pandemi sürecinde de bu olayın ardından yazdıklarımı birleştirdim. Kitap da böyle bir sürecin sonunda ortaya çıktı” şeklinde konuştu.

Atölyeler Çok İyi Bir Tecrübe Merkezi

Söyleşi sonrasında, öğrenciler ve öğretim üyeleriyle birlikte AKİL Haber Ajansı’nı gezen Güler, “Atölyeler öğrenciler için çok iyi bir tecrübe merkezi statüsüne sahip. Buralarda yetişen öğrenciler mesleğe daha iyi adapte oluyor” dedi.

Etkinlik sonunda Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ayşad Güdekli Buket Güler’e teşekkür plaketi takdim etti.

Haber: İsa Arı ve Mekin Coşkun

“Sinema Tehlike Altında”

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Nükhet Güz ve Prof. Dr. Simten Gündeş Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne konuk oldu. Güz ve Güneş, sinemanın gerçek hayat üzerindeki etkisine ve önemine değinerek öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Teknolojinin sinemayı tehlikeye soktuğuna da dikkat çektiler.

Güz, iyi bir iletişimcinin kelimelerle dans etmesi gerektiğini, doğru iletişimin kurmanın son derece önemli olduğunu belirterek, sinemanın yakın gelecekte metaverse haline dönüşeceğinin altını çizdi.

“İletişimciler Dilli Çok İyi Bilmeli”

İletişimcilerin çok iyi anlayan ve anladıklarını karşıya çok iyi anlatabilen kişiler olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nükhet Güz, ”Anlattıklarınız karşıdakinin anlayabildiği kadardır. İletişimciler, kendilerini çok iyi geliştirmeli ve dilli en iyi şekilde öğrenmelidir” dedi.

 “Sinema en Büyük İletişim Aracıdır”

Sinemanın en büyük iletişim aracı olduğunu belirten Prof. Dr. Simten Gündeş, ”Sinema hikayenin tümünü anlatır, çünkü isterseniz yalanları doğru gibi anlatırsınız, ya da doğrularla gerçek bir kişilik ortaya koyarsınız” dedi.

Sinemanın sesli ve görsel olarak aktarılması, inandırıcılığının daha fazla sağladığını söyleyen Gündeş, “Sinema kostümüyle, hareketiyle tarih sahnelerini daha iyi yaşatıyor ”diye belirtti.

“Sinema Tehlikelerle Karşı Karşıya”

Sinemanın teknolojiyle bağlantılı olduğunun altını çizen Gündeş, “Sinema doğduğu günden beri teknolojiden sürekli etkilenmiştir. Sinema tehditlerle karşı karşıya, çünkü sinemanın yerini metaversler alıyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Haber: Mekin Coşkun ve İsa Arı

İletişim Fakültesinde Nostalji Rüzgârı

Bahar döneminin sona ermesine günler kala, İletişim Fakültesi öğrencileri düzenlenen 90’lar partisinde bir araya gelerek doyasıya eğlendi.

Halka İlişkiler ve Tasarım Atölyesi tarafından düzenlenen 90’lar partisinde öğrenciler finaller öncesinde moral topladı. Partiye öğretim üyeleri, öğrenciler ve fakülte çalışanları katılarak birlikte dans etti.

İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Ebren, pandeminin ardından yüz yüze eğitimi tamamladıklarını, öğrencilerle birlikte keyifli bir dönem geçirdiklerini söyledi. Ebren, “Yeni dönemi şimdiden heyecanla bekliyoruz” dedi.

Etkinliği düzenleyen Halkla İlişkiler Atölyesi Koordinatörü Öğretim Görevlisi Banu Karademir Arun, “Güz dönemini benzer bir partiyle açmıştık. Dönem kapanışını da benzer bir partiyle kapatmak istedik. 90’lar temasını hep beraber belirledik. Seneyi kapatırken de böyle hoş bir etkinlikle ayrılmak istedik. Biz mutluyuz, umarım katılanlar da mutludur” ifadelerini kullandı.

İletişim fakültesi önümüzdeki dönemde de bu tarz etkinlikleri organize etmeyi hedefliyor.

Haber: Berkay Zengin

Misyon

Vizyon

İletişim

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ
DUMLUPINAR BULVARI KONYAALTI / ANTALYA
Tel: 0 242 310 15 30
Tel: 0 242 310 15 31